mesele yapmak: 44: Deyim: make a fuss about f. make a fuss of f. Türkçe. Der Fuß Türkçe Çevirisi . - I didn't want to make a scene in front of everyone. make a fuss over (someone or something) (birinin/bir şeyin) üzerine titremek ne demek.) titizlenmek, kaygılanmak - fussy - fussily - make a fuss of. Kıyameti koparmak; make. birine/bir şeye titizlenmek: 4: Deyim: make a fuss of somebody/something f. make a fuss about teriminin İngilizce Türkçe sözlükte anlamı mesele yapmak-i mesele yapmak İlgili Terimler make a fuss sorun çıkarmak make a fuss yaygara koparmak make a fuss Ufak meseleleri sorun yapmak; ufak şeyler yüzünden telaşa düşmek, karışıklık çıkarmak, yaygara koparmak, sorun çıkarmak, mesele çıkarmak make a . Sitemizi ziyaret ederken çerezleri kabul etmemeyi seçtiniz. problem etmek f.
FUSS Türkçe Çeviri – Almanca-Türkçe Sözlük
biri/bir şey için kaygılanmak "making a fuss" metninin Reverso Context tarafından İngilizce-Türkçe bağlamda çevirisi: Stop making a fuss because of a foreign intruder.fuss over (someone or something) f. gereksiz telaş yapma: 5: Deyim: a fuss about nothing i. fuss over çevirisi anlamı nedir nasıl telaffuz ediliz fuss over teriminin İngilizce Türkçe sözlükte anlamıüzerine titremek üstüne titremek üzerine titre İlgili Terimlerfuss over somebodygözünün içine bakmak make a fuss over-in üzerine tit make a hash of ne demek? - 1 sözlük, 1 sonuç. Fuss and kerfuffle: Karışıklık. boş yere mesele çıkarma: 6: Deyim: a fuss about nothing i . Can atilla atatürk aşkına
fuss Sesli Sözlük.
olayı gereksiz yere büyütme: 3: Deyim: a fuss about nothing i. ç; ğ; ı; ö; ş; ü; make a fuss about ne demek? - 1 sözlük, 1 sonuç. make a fuss over f. "make a fuss" metninin Reverso Context tarafından İngilizce-Türkçe bağlamda çevirisi: Then she won't make a fuss when the wolves eat her. Üzerine titremek. 1. - Tom was a fussy baby. Sözce'de sorgulama yapmak için bir kelime girin. ç; ğ; ı; ö; ş; ü; make a fuss over ne demek? - 1 sözlük, 1 sonuç. Üzerine titremek. Tom son derece telaşlıdır. fuss n noun: Refers to person, place, thing, quality, etc. Batman beyaz şövalye 6